• FethiyeGezilecek Yerler - Places to visit
  • FethiyeLiman - Marina
  • FethiyeKordon
  • FethiyeÇalış Plajı - Calis Beach
  • FethiyeÇalış Plajı - Calis Beach
  • FethiyeGün Batımı - Sunset
  • FethiyeÖlüdeniz
  • FethiyeKayaköy
  • FethiyeSaklıkent
  • FethiyeKelebekler Vadisi - Butterfly Valley
  • AktiviteYamaç Paraşütü - Paragliding
  • AktiviteTekne Turu - Boat Tour
  • FethiyeJeep Safari
  • AktiviteDalış - diving
  • AktiviteBinicilik - Horse Riding

     Antik çağlarda ışıklar ülkesi olarak adlandırılan Likya, Fethiye ile Antalya arasındaki Teke yarımadası üzerinde yer alır. Kendilerine özgü dilleri, anaerkil yaşam biçimleri, kaya anıtları, mezarları, özgürlük ve bağımsızlıklarına düşkünlükleri ile bilinen Likya'lılar, Kadeş'te Mısırlılara, Truva'da, Akha'lara karşı Anadolu Birliğinin savunucuları arasında tarihe geçmişlerdir.
     Fethiye'nin Likya dönemindeki adı Telmessos'tur Yazılı kaynaklarda kentin bu ismi tanrı Apollon'un oğlu Telmessos'tan aldığı belirtilmektedir. İ.Ö. 5. Yy dan başlayarak, yaşamın kesintisiz süreci içinde Perslerin, Roma'nın ve Bizans'ın yönetiminde kalmasına karşın, özgün yapısını korumayı başarabilmiştir.
     1284'te Menteşeoğulları'nın yönetimi altına girmiş ve 1424'te Osmanlı topraklarına katılmıştır. Bu dönemde Meğri olan kentin adı, 1914'te uçağı düşen ilk hava şehitlerinden Fethi Bey'in anısına Fethiye olarak değiştirilmiştir.
     Fethiye'de Antik Telmessos'tan günümüze ulaşan eserlerin en görkemlisi, İ.Ö. 4. Yy da Hermapias oğlu Amintas adına inşa edilen ve İon düzenindeki bir tapınağı andıran kaya mezarıdır. Ünlü gezgin Charles Texier'in, 1850 lerdeki ziyareti sırasında kazıyarak yazdığı ismi mezarın giriş bölümünde görülebilmektedir. Likya sanatının ve taş işçiliğinin seçkin örnekleri olarak kabul edilen lahit tipi mezarlar, Fethiye'nin kent dokusu içinde ayrı bir güzellik sergiler. Özellikle Hükümet Konağı'nın bahçesinde, Nekropolde ve iskelenin karşısındaki örnekler dikkat çekicidir.
     Telmessos Tiyatrosu Helenistik dönemde yapılan ve depremlerle yıkılan tiyatronun üzerine 2. y.y da Roma üslubu ile yeniden inşa edilmiştir. Yaklaşık 6.000 kişi kapasiteli olarak planlanmıştır. Fethiye Arkeoloji Müzesinin girişimleri ile kazı çalışmaları tamamlanan antik tiyatroda restorasyon çalışmaları sürdürülmektedir.
     Kale, nekropolün hemen yanında, kentin hakim tepesinde 11. Yy da inşa edilmiştir. Bu yapının da restore edilmesi için Fethiye Belediyesince çalışmalar yürütülmektedir
     Fethiye Arkeoloji Müzesi, erken Likya, Pers, Helenistik, Roma ve Bizans dönemine ait birbirinden değerli eserler sergilemektedir. Müze her gün ziyaretçilere açıktır.


Çalış Plajı


     Çalış adının, Ahmet Gazi'nin Çalış sahiline yakın bir yerde yaptığı savaş sırasında, düşman saldırısı karşısında direnen yaşlı bir alperene "Dayan baba, biraz daha çalış, düşmanı yenmemize az kaldı." şeklindeki sözünden kaynakladığı rivayet edilir. İyi rüzgâr aldığı için sörf yapmaya da elverişli olan Fethiye Çalış Plajı sık sık sörf yapanların renkli görüntüleri ile süslenir. Plaj boyunca palmiye ağaçlarının bulunduğu ve parke kordon üzerinde bulunan birçok bar, kafe ve restorantta güneşin batışını tarifsiz bir güzellikte izleyebilirsiniz. Eğlenceniz için köprü mevkisinde bulunan gece kulüpleri ve farklı alternatifli eğlence yerlerinden birini de seçebilirsiniz.

Ölüdeniz

     Belde, turizm açısından oldukça gelişmiştir. Likyalılarda ışık ve güneş diyarı, Ortaçağ'da "Uzak Diyar" olarak tanınır, Anadolu'nun güneybatısında yer alan Teke Yarımadası'da bulunur. Türkiye'de bulunan deniz kulağı (lagün) oluşumlarından biridir. Ölüdeniz, adı gibi durgun bir göl niteliğindedir. En fırtınalı günlerde Belceğiz kıyıları dalgalarla boğuşurken, Ölüdeniz'de sadece çırpıntılar meydana gelir. Ancak durgun gibi gözüken Ölüdeniz, gözle görünmeyen üç nedenle kendini hemen her gün yenilemektedir. Bunlardan ilki, Ölüdeniz'de mevcut yoğun kaynak suyu çıkışları, dipte içeriden açıkdenize doğru bir akıntı yaratmaktadır. İkincisi, bu kaynak sularının yarattığı tuz farkından dolayı açıkdenizden içeriye ve dışarıya devamlı bir sirkülasyon oluşmasıdır. Üçüncüsü ise gel-git etkisi ile iki-üç günde bir deniz ortalama yarım metre yükselir ve alçalır. Bu da büyük miktarda deniz suyu giriş ve çıkışı sağlamaktadır.
     Bir akşamüstü denizle buluşmak...
     Hissetmek masmavi gökyüzünü ellerinizin arasında...
     Tatlı Akdeniz rüzgarlarıyla dansetmek ve kumsalda bırakmak ayak izlerinizi...
     Ölüdeniz, “Cennetin Kapısı” Ölüdeniz, “Özgürlükler Plajı”...
     Korunaklı durgun suyuyla Ölüdeniz ve hemen yanı başındaki Belceğiz Plajı, Akdeniz’in beyaz köpüklerini, çam ağaçlarının yeşiliyle buluşturuyor. Dünya turizminin gözdesi Ölüdeniz Kumburnu Milli Parkı ve Belceğiz Plajı, Fethiye ilçe merkezine 15 km uzaklıkta ve zengin florası, yamaç paraşütü için elverişli konumu ile bir “dünya mirası” olmayı hak eden Babadağı’nın eteklerinde yer alıyor. Belceğiz Plajı, denizden, kumdan ve güneşten yararlanırken bir yandan da her türlü su sporunu yapabileceğiniz olanaklar sunuyor...
     Yine, plajdan kalkan günübirlik tekne turlarına katılarak, Ölüdeniz’in çevresindeki diğer güzellikleri keşfedebilir, mini bir mavi yolculukla, Akdeniz’in engin maviliklerinin, kıyılarda Toros’ların yeşiline nasıl dönüştüğüne tanıklık edebilirsiniz. Ölüdeniz Lagünü’nde, kışın su sıcaklığının 19° nin altına düşmemesi ve bölgedeki hava sıcaklığının gece ve gündüz ortalamasının 12°C dolayında olması, kış tatilinizi de Ölüdeniz’de geçirmeniz için tercih nedeniniz...

Kayaköy

     Kaya Köyü, antik Karmylassos’tan günümüze uzanan, farklı kültürlerin birbiri ile kaynaştığı, konup göçtüğü kesintisiz bir yaşamın mekanı olarak önem taşıyor. Yamaçların üzerinde birbirinin ışığını kesmeden yapılmış tipik Akdeniz mimarisi örneği taş evler, kiliseler, okullar, şapeller, iş atölyeleri, diğer yapılar ve birbirine açılan dar sokaklar adeta bir mimari laboratuvarı görünümünde… Türk-Yunan Hükümetleri arasında imzalanan Lozan Antlaşması gereği yapılan nüfus değişimi sonucunda, Kaya Köyünde yaşayan Rum halkı ile, Batı Trakya’da yaşayan Türk Halkı karşılıklı olarak yer değiştirmiş, ancak Türk göçmenlerin buradaki yaşam biçimini benimseyememeleri yüzünden köyde, bu günkü terkedilmişlik görünümü sergileyen süreç başlamıştır. Kaya Köyü, Anadolu kültürler mozayiğinin önemli bir örneği olarak korunuyor ve geçmişte hüzüne dönüşen çoşkuların, umut çiçekleri açması amacıyla çağdaş bir turizm anlayışı içinde yeniden değerlendiriliyor. Yakın bir gelecekte restorasyon ve planlama çalışmalarının tamamlanmasıyla, dünyaya örnek olacak bir dostluk, barış, bilim, kültür, sanat köyü idealinin gerçekleşmesi için kamu ve sivil girişimlerin çalışmaları sürdürülüyor. Kaya Köyü’nün kök boyası tekniğiyle elde edilmiş, özgün renklerle yapılan Kaya Halıları ünlüdür. Ayrıca; incir, nohut, kavun, nar gibi ürünleri çok özeldir. Konaklama tesisleri, lokantalar, şarap evleri ve Kaya Sanat Kampı hizmet vermekte…Çok yakınındaki Gemiler Koyu ve Afkule Manastırı da önemli çekim alanı olarak, Kaya’yı farklı kılmaktadır. Ayrıca sağlıklı yaşam olanağı sunan iklimi de farklı bir ayrıcalığıdır.

Saklıkent

     Saklıkent Kanyonu, Fethiye’ye 50 Km. uzaklıkta benzersiz bir doğa harikasıdır. 200 mt derinliğinde ve 18 Km. uzunluğundaki kanyon, binlerce yıl boyunca dağlardan gelen akarsuların, kayaları aşındırması sonucunda, bugünkü biçimini almıştır. Kışın, içerideki su seviyesinin yükselmesi nedeni ile, ziyaretçilerin yalnızca yaz aylarında kanyonun içine girmeleri mümkün olabiliyor. Eğer hobilerinizin arasında fotoğrafçılık da varsa, Saklıkent ve çevresinin bozulmamış doğallığından muhteşem görüntüler yakalayabilirsiniz. Saklıkent Kanyonunun bir rastlantıyla ortaya çıkartılışının öyküsü ilginç. Bölgede alabalık üretimi için girişimde bulunmak isteyen bir çobanın yaptığı çalışmalar sırasında zorunlu olarak inşa edilen bir servis köprüsü, gizli cennetin kapılarını tüm gezginlere açmış. Başlangıçta, yalnızca alabalık üretimi için kullanılması düşünülen kanyon, yoğun ilgi nedeni ile ziyaretçilerin gereksinimlerini karşılayacak biçimde yeniden planlanmış. Kanyonun içinde ve dışında hızla akan suların üzerinde kurulu bulunan ahşap dinlenme platformlarında ziyaretçilere sunulan alabalık ve geleneksel börekler, tatil anılarını zenginleştiriyor ve tatil keyfini artırıyor... Saklıkent’e Fethiye’den dolmuşla ya da seyahat acentalarının düzenlediği günübirlik turlarla gitmek mümkün. Yaklaşık 45 dakikalık bir yolculuk sırasında otantik yaşamın sürüp gittiği küçük köy yerleşimlerinin arasından geçerken, tütün, pamuk, anason, susam, buğday tarlaları ve sebze seralarını görebiliyorsunuz. Kanyonun içine güvenli bir servis köprüsü ile giriliyor. Daha başlangıçta, bembeyaz köpükleri ile çağlayan kaynak suları ile karşılaşan gezginleri, gizli cennetin yemyeşil ortamı büyülüyor. Yazın sıcağından bunalanlar için bir sığınma yeri olan Saklıkent’te suların içinde yapılacak yaklaşık 3 Km. lik yürüyüş, herkes için ideal bir spor etkinliği...

Paspatur

     Ahşap cumbalı evleri ile Fethiye'nin en eski yerleşim noktalarından biri olan Paspatur, alışveriş olanakları, barları ve restoranları ile her yıl binlerce turistin ziyaret duraklarından birisidir. Fethiye'ye gelip de Paspatur'un suyundan içenlerin bir daha Fethiye'den ayrılamayacaklarına dair meşhur bir söylence de vardır.

Kelebekler Vadisi

     Kelebekler Vadisi, Muğla ili, Fethiye ilçesi Ölüdeniz belde sınırları içerisinde bulunan vadi. Sahip olduğu endemik türler nedeniyle dünya mirası olarak korunması önerilmiş 100 dağdan biri olan Babadağ'ın eteklerinde bulunan Kelebekler Vadisi, 8 Şubat 1995'de 1. derecede doğal Sit ilan edilmiş ve her türlü yapılaşmaya kapatılmıştır. 350 metreye ulaşan sarp kayalık duvarlarla çevrili olan Vadi ismini, barındırdığı 80'den fazla kelebek türünden ve özellikle kaplan kelebeğinden almıştır. Kaynağı Faralya mahallesinde bulunan ve 50 metre yükseklikten dökülen şelale, Vadi'nin ortasından geçen bir dere ile Akdeniz'e ulaşır.
     Kelebekler Vadisi'nin özgün coğrafi yapısı, bitey ve direyi bilim çevrelerinin, özellikle botanikçilerin ve entomologların inceleme ve laboratuvar çalışmalarına konu olmakta; ulusal ve uluslararası çevre örgütlerinin ve ekolojik oluşumların dikkatini çekmektedir.
     Kelebekler Vadisi'ne ulaşım Ölüdeniz'den kalkan teknelerle sağlanır. Faralya (Uzunyurt) mahallesinden bir patika Vadi'ye ulaşır; fakat ipli tırmanış rotaları ve değişken yüzeyi nedeniyle, bir rehber eşliğinde yapılmalıdır.
     Kelebekler Vadisi'nde doğal yaşamı korumak ve bunun için gereken önlemleri alarak projeleri hayata geçirmek amacıyla bir tesis meydana getirilmiştir. Ziyaretçilere çadır ve ağaç evlerde konaklama imkânları sunan işletme günlük 500 konuk kapasitesine sahiptir ve Kelebekler Vadisi'nin 100 dönümlük arazisi üzerinde ekolojik tarım yapmanın yanı sıra; arıtma, deniz temizliği ve temiz enerji hususlarında projeler gerçekleştirmektedir.

Gemiler Adası

     Koy ve plaj, korunaklı oluşu, çam ve zeytin ağaçlarıyla çevrili güzel kumsalıyla, sadece gezi teknelerinin değil, özellikle yaz aylarında karayoluyla Fethiye - Hisarönü - Kayaköy üzerinden gelen piknikçilerin de akınına uğramaktadır. Koyun Kayaköy’e uzaklığı sadece 6 km. olduğundan buradan Gemile'ye yürüyerek de gelinebilmektedir. Trekking parkuru durak noktası olacak şekilde düzenlenmiştir.
     Gemiler Adası’nın eski adı Aya Nikola ’ydı. Adada erken Hıristiyanlık dönemi ve Bizans İmparatorluğu 'na tarihlenen (5. yüzyıl ile 11. yüzyıl arası) kilise kalıntıları bulunmaktadır. Büyük kilisenin freskleri iyi durumdadır. Deniz kıyısında sarnıç kalıntıları da bulunmaktadır. En ilginç kalıntı ise iki kiliseyi birbirine bağlayan bir tüneldir. 500 metrelik tünelin bazı kısımları yıkık durumdadır. Tünel içindeki merdivenlerin aralarında 17 durak yeri bulunmakta olup, bunlar İsa peygamberin çarmıha gerilmeye götürülürken yolda 17 defa bekletilmesini temsil etmektedir.
     240-241 yıllarında meydana gelen depremler sonucu kıyıdaki kalıntıların bir bölümü sular altında kalmıştır. Batık kalıntılar denizin iki metre derininde görelebilmektedir.

Kabak Koyu

     Dik yamaçlardan aşağıya yürüyerek ya da cip/traktör gibi araçlarla ulaşılabilen Kabak Vadisi'nin Türkiye'de pek benzeri olmayan bitki örtüsü zenginliği, vadinin "buzul çağındaki" buzlanmadan etkilenmeden bugünlere gelebilmesine bağlanıyor.
     Vadinin en tepesinde yer alan Faralya Köyü'nden ya da vadinin bir parçası olan antik Likya Yolunda yapılan doğa yürüyüşleri esnasında zirvelerden bakıldığında; koyun, açık denizin girişinde genişleyen, kıyıya yaklaşırken daralan haliyle aynen bir su kabağına benzediği açıkça görülebiliyor.
     1987 yılına kadar ayak basılmamış olan Kabak Koyu'na ilk yerleşen kişi, yurt dışındaki yaşamından Kabak Koyu'nu görünce vazgeçen Turan Pirendeoğlu'dur. O tarihte elektrik ve suyun bağlanmamış olması ve araçla ulaşılmaması, koya aşık olan Turan'ı caydırmaya yetmez ve böylece koyun ilk yerleşimi olan "Turan Kamp" kurulur. Koyun hem sekiz yüz metrelik dağlar hem de deniz ile çevrelenen en güzel manzarasına kurulan kamp, bugünlere kadar gelişerek devam etmiştir.
     Kabak Koyu, şehir yaşamının karmaşasından, görüntü ve ses kirliliğinden uzaklaşmak, doğaya yakın olmak isteyenler için mükemmel bir inziva ortamı sunar. Bu inzivayı denemek isteyenlere de lüksü aratmayan bir özenle hizmet veren bir tatil, bir dinlenme bölgesidir. Hem dokunulmamış güzelliği hem de tarihsel özellikleriyle dünyanın en özel birkaç bölgesi arasında adı geçen Kabak Koyu'nu her yıl yerli yabancı yüzlerce kişi ziyaret ediyor. Fethiye'den başlayarak Antalya'da son bulan antik Likya Yolu'nu yürümek ve yol üzerinde konaklamak isteyenler için de vazgeçilmez bir uğrak noktası. Vadide antik yola ait kırmızı beyaz çizgilerle birlikte, binlerce yıllık antik taşlarla örülü Likya mezarlığını, yüzlerce kelebek ve kuş çeşidine bir yuva olan Aladere Şelalesi'ni, nadir görülen hayvan ile bitki türlerini görmek mümkün. İçinde derin bir çeşitlilik barındıran vadi, gene tamamen bakir, gri - beyaz kumun hakim olduğu bir kumsala açılarak insanın aklına Robinson Crusoe hikayelerini getiriyor. Denizden yüzerek yirmi, yirmi beş dakikada ulaşabileceğiniz mağara ise dalıştan veya doğayı keşfetmekten hoşlananlar için muhteşem bir sürpriz oluşturuyor. Meraklıları, mağaranın alt tarafındaki güneşin yansımasıyla parlayan delikten dalarak yüzüp, dışarı çıkabiliyorlar.

Afkule Manastırı

     Muğla'nın Fethiye ilçesinde en görülesi yerlerden biridir Af Kule Manastırı. Tarihi bir kalıntı olan manastıra yolculuğunuz sırasında muhteşem manzaralara tanık olacaksınız.
     Kayaköy'den çıkıp dağ yolundan 3-4 kilometre sonra karşınıza çıkacak olan Af Kule Manastırı, yorgunluğunuzu bir anda alacak. Denize karşı konumlanmış olan manastır hakkında halkın söyledikleri ve rehberlerin söyledikleri biraz çelişiyor. Kimine göre bu manastırda Hz. İsa yıllarca saklanmıştır, kimine göre ise papazlar bu manastırda inzivaya çekilip af diledikleri yermiş. Af Kule Manastırı'nda vakit geçirip çevreyi keşfederken bol oksijen biraz başınızı döndürebilir.